banner25

07 Nisan 2015 Salı

Can Dündar, Muratpaşa’nin konuğu

Başbakan Davutoğlu Anadolu medyasından destek istedi

Anadolu Medya Platformu'nun düzenlediği toplantıya katılan Başbakan Ahmet Davutoğlu destek istedi.

20 Şubat 2015 Cuma 19:55
Başbakan Davutoğlu Anadolu medyasından destek istedi

Anadolu Medya Platformu'nun düzenlediği şuraya Klas Medya'nın temsilcileri de katıldı. Klas Medya ve Turizm Türk adına, Yönetim Kurulu Başkanı Cengizhan Demirkaya, Yönetim Kurulu Üyesi Başkan Yardımcısı Mehmet Arslan ve Genel Yayın Koordinatörü Semanur Arslan katıldı.

 Başbakan Ahmet Davutoğlu, yerel medya temsilcilerine, "Bütün yayınlarınızda şiddete karşı seferberlik ilan edin." Dedi.


Başbakan Ahmet Davutoğlu, yerel medya temsilcilerine, "Bütün yayınlarınızda şiddete karşı seferberlik ilan edin. Özellikle kadına ve çocuğa yönelik şiddet konusunda yerel medyayı bir seferberliğe çağırıyorum" diye seslendi.

Davutoğlu, Anadolu Yayın Platformunun JW Marriott Otel'deki toplantısında yaptığı konuşmada, ulusal medya olmanın milli olmak anlamına her zaman gelmeyeceğini belirterek, ölçek olarak ulusal olup da mantık olarak milli olmayan çok medya bulunduğunu söyledi. 

Mantık olarak da milli ve yerli olabilmenin önemli olduğunu vurgulayan Davutoğlu, yerel medyayla buluşmaktan büyük bir onur duyduğunu dile getirdi. 

Başbakan Davutoğlu, "24 ulusal, 17 bölgesel televizyon yanında 204 yerel televizyon, toplamda 245 televizyon olduğu bir ülkede yerelin gücü inkar edilemez. Biz size güveniyoruz. Sizin yerelden kaynaklanan o büyük enerjinize saygı duyuyor, sizlerle birlikte yeni Türkiye'nin inşasında gerçek anlamda bilinçlenmenin olabileceğine inanıyoruz" diye konuştu.


Hiçbir fikrin, hiçbir siyasi hareketin, sadece başkentte veya büyük şehirlerde oturarak veya oralardan bütün ülkeyle ilgili ahkam keserek başarıya ulaşamayacağını belirten Davutoğlu, şöyle devam etti:  

"Bunun çarpıcı örnekleri var. Hatırlarsanız, Sayın Cumhurbaşkanımızın yasaklı olduğu dönemlerde, 'muhtar bile olamaz' diye manşet atanlar, sonra çok mahcup oldular. Şimdi muhtarlar Cumhurbaşkanlığı Sarayı'nda ağırlanıyor. Fakat hiçbir milli ve yerel medya böyle bir başlık atmamıştı, buna inanmamıştı. Çünkü onlar halka bir aradaydılar. Siyasete, demokrasiye, milli iradeye ne zaman darbe vurulmak istense dışarıdaki bir takım odaklar ile içerideki işbirlikçileri  çok geniş bir alanda değişik kamuoyu manipülasyonları yapma gücünü kendilerinde buldular ama maniple edemedikleri tek güç, milletin iradesi ve millet iradesini yansıtmakta hiç tereddüt göstermeyen yerel medya oldu. Onları maniple edemediler. Sizler manipülasyona gelmediniz." 


"Yerele atıf yapmayan hiçbir politika başarılı olamayacaktır"

Ulusal medyada da manipülasyona gelmeyen, milli iradeye saygı gösteren değerli yayın kuruluşları bulunduğunu söyleyen Davutoğlu, şunları kaydetti:

"Bu yeni dönemde, yerele ve yerliliğe atıf yapmayan hiçbir politika başarılı olamayacaktır. Andıçlarla, brifinglerle ülkeleri yönetme dönemi bitti. 28 Şubat'ta medya mensupları çağrılıp, Ankara'da 'şunlar şunlar yazılacak, şunlar şunlar kesinlikle yazılmayacak' diye talimat verildiği dönemler oldu. 27 Mayıs darbesinden sonra, 12 Eylül darbesinden sonra özgür düşünen herkes hapishanelere giderken, talimatla yayın yapan medya o günlerde bir şartlanmanın aracı olarak kullanıldı. Şimdi ise bizim için yerel medya, yerel kanaat önderleriyle birlikte aslında toplumdaki bilinçlenmenin doğrudan adresidir."


"En erdemli söz kimden çıktı?"

Özgecan Aslan'ın öldürülmesinin ardından yapılan yayınlara değinen da Davutoğlu, şunları söyledi:

"Özgecan Aslan'ın katledilmesi, hatta masum bir genç kız olduğu için şehit edilmesi üzerinden uyanan kamuoyuna dikkatinizi çekmek isterim. Yerel medya, ülkede bilinçli şekilde kadına yönelik şiddete karşı duran herkes bu anlamda ortak bir tavır içine girdi. Ancak, en erdemli söz kimden çıktı? Düşünürlerden, köşe yazarlarından, ulusal alanda bu acı olayı istismar etmek isteyen muhalefet partilerinden ya da belli büyükşehirlerde, sokaklarda yürüyenlerden değil, bu kızımızın babasından geldi en erdemli ses. Hiçbir intikam duygusu taşımadan, hiçbir olumsuz düşünce taşımadan, öylesine güçlü mesajlar verdi ki. İşte Mersin'in yerelindeki o belki de bu acı olay hiç yaşanmasa ismini hiç bilmeyeceğimiz Mehmet Aslan bence yakın dönem Türk kültürünün, irfanının en önemli sözcüsü oldu. Bunun için çok kitap okumak gerekmez, her gün bir köşe yazmak da gerekmez, her gün televizyonlarda ahkam kesmek de gerekmez. Fakat işte bir irfan sesi, bir anda bütün ülkede yankı buldu. O acıyı yaşayan baba, o irfanla konuşurken, annesiyle bizzat konuştum, vakur bir şekilde benimle konuşurken, anamuhalefet partisi genel başkanı ve birçok siyasi kesim, buradan yine AK Parti iktidarına fatura çıkarmaya kalktı."


"İlk uluslararası sözleşmeye ilk imzayı biz attık"

Başbakan Davutoğlu, Özgecan'ın acısını yüreklerinde derinden hissettiklerini, anında aileyle irtibata geçtiklerini, hala "ne yapılabilir" diye Bakanlar Kurulunda ve ilgili bütün kurumlarda çalışma yaptıklarını anlattı. 

Kadına ve çocuğa yönelik şiddet konusunda ilk uluslararası sözleşmenin, Türkiye'nin öncülüğünde, Türkiye'yi temsilen Avrupa Konseyi Bakanlar Komitesi Başkanlığı yaptığı sırada, 2011'de çıkarıldığını anımsatan Davutoğlu, "Adını da İstanbul Sözleşmesi koyduk, ilk imzayı bizzat biz attık, ilk kanuni çalışmayı da Nisan 2012'de biz yaptık" dedi.

Türkiye'de kadına yönelik şiddet konusunda hem hukuki hem de kurumsal alanda en önemli adımları kendilerinin attığını dile getiren Davutoğlu, bunu da bir siyasi prim aracı olarak görmediklerini ifade etti. Başbakan Davutoğlu, şunları söyledi:

"Kadınlarını koruyamayan bir toplumun, çocuğun koruyamayan bir toplumun geleceğini inşa etmesi mümkün değil. Samimiyetle buna inandık ama bir anda dikkat edin, medyada da toplumda da iki tavır ortaya çıktı. Bir, acıyı derinden hissedip bunu aileyle, toplumla paylaşarak bunun üzerine bir bilinçlendirme yapmaya çalışanlar, diğerleri ise yeni bir fırsat ortaya çıktı, bunu istismar ederek, hükümeti, AK Parti'yi yıpratmaya çalışanlar veya belli anlayışlara dayalı olarak, geleneksel kültürümüze dönük yorumlar yapmaya kalkışanlar."

Seferberlik çağrısı

Davutoğlu, yerel medyanın ise bu konuda her zaman olduğu gibi vakur bir tavır koyduğunu dile getirerek, yerel medyaya şu çağrıyı yaptı:  

"Şimdi sizden ricam şu; lütfen bütün yayınlarınızda şiddete karşı seferberlik ilan edin. Bunu nasıl en iyi şekilde yapacağınızı siz iyi bilirsiniz. Özellikle kadına ve çocuğa yönelik şiddet konusunda yerel medyayı bir seferberliğe çağırıyorum. Her yerde, Van'dan İzmir'e, Batman'dan Edirne'ye burada bu salonda olan bütün yerel medya temsilcilerimize bir anlamda çağrıda bulunuyorum. Gelin, hükümet olarak ilan ettiğimiz bu seferberliğe sizler katılın. Bunun en güzel siyaset dilini birlikte geliştirelim. Anadolu'nun ve Trakya'nın her köşesinde şu anda bizleri izleyen vatandaşlarımıza seslenmek istiyorum. Her şey aslında ailede başlıyor. Vatandaşlarımıza ailenin reisi olarak g��rülen baba veya eşe sesleniyorum, hanımlarınıza muhabbetle bakınız. Hanımlar beylere muhabbetle baksın ve birlikte çocuklarını muhabbetle yetiştirsinler. Ailede şiddet ve nefret görmemiş bir çocuğun daha sonra bunu geliştirmesi imkansızdır."

"Şiddet, nefret diline ortak tavır sergileyelim"

Öfkeyi, şiddeti yerle bir edecek olanın tebessüm ve tebessümün arkasındaki zihin ve gönül olduğunu belirten Davutoğlu, "Tebessümü, selamı yaygınlaştıralım ve kim şiddet dili, kim nefret dili kullanırsa ona karşı ortak tavır sergileyeyelim" dedi.

Annesinin sık sık, Konya ağzıyla "Erkeğin keli (kötüsü) kadın döver, kadının keli, (kötüsü) çocuk döver" dediğini anlatan Davutoğlu, şunları kaydetti:

"Biz evimizde geleneksel, yerel bir kültürden geldik. Anadolu kültürünün içinden yetiştik, şiddet görmedik. Kadınlara el kaldıran, bu anlamda namertlerin en namerdidir. Dışarıda yapamadığı, gösteremediği yiğitliği evinde kaba güçle göstermeye çalışan ya da başka yerde gösteremediği yiğitliği, işte Özgecan kızımızda olduğu gibi arabasına binen bir genç kıza göstermeye çalışan mert olamaz, namerdin ta kendisidir. Mertlik öfkeyi bastırabilmektedir. Aynen Özgecan'ın babasının yaptığı gibi. Mertlik gönül genişliğindedir, aynen Özgecan'ın annesinin yaptığı gibi. Ama buradan hareketle ülkede karşıtlık çıkarmak isteyen ve bir anlamda aynen Gezi Olaylarında olduğu gibi ağaç, halbuki ağaç hepimiz için büyük değerdir, hepimiz ağaca saygı gösteririz, 14 kadar ağacın yer değiştirmesi dolayısıyla ağaç üzerinden bir şiddet ortamı çıkarmaya çalışanlar gibi, Özgecan'ın acısı üzerinden bir karşıtlık ortaya çıkartmaya çalışanlara en güzel cevabı Özgecan'ın annesi ve babası vermiştir. Sizler bu sese sahip çıkın ve bu kültürü her yerde yaygınlaştıralım."

"Çözüm Süreci bir gönül seferberliğidir"

 Çözüm Süreci için de seferberlik beklediğini dile getiren Davutoğlu, sürein bazılarının iddia ettiği gibi "mekanik bir müzakere süreci" olmadığını söyledi.

Çözüm Süreci'nin kendileri için "asırlarca bir arada yaşamış kardeşler arasındaki kardeşliği ezeli ve ebedi kılacak olan bir gönül seferberliği" anlamına geldiğini kaydeden Davutoğlu, "Biz iktidar olmadan önce Kürtçe konuştuğu için tahkir edilen, hapishaneye gittiğinde kendi ana lehçesiyle, diliyle, oğluyla konuşamayan annelerin acısı üzerinden yaşanan o trajedileri yok etmek için benimsenmiş ve mutlaka başarıya ulaşacak olan bir gönül seferberliğidir" şeklinde konuştu.

Bunu, bazı kesimleri memnun etmek ya da bir şekilde tatmin etmek için ortaya koymadıklarını ifade eden Davutoğlu, 2005'te Cumhurbaşkanı Erdoğan'ın Diyarbakır konuşmasından bu yana adım adım inşa ederek, tekrar Türkiye'yi bütünleştiren bir siyaset ahlakının, bir yeni kültür anlayışının yaygınlaşmasına önem verdiklerini vurguladı.

 - "Hangi dil nefret üretiyorsa, o bizim dilimiz değildir"

Dillerin hepsinin güzel olduğuna işaret eden Davutoğlu, konuşmasına şöyle devam etti:

 "Feqiye Teyran'ın güzel Kürtçesi ile Yunus Emre'nin güzel Türkçesi arasında bir fark yoktur. Eğer bir dil muhabbet üretiyorsa, eğer bir dil sevgi dili haline dönüşebiliyorsa, o dil her yerde güzeldir, kim konuşursa konuşsun güzeldir. Ancak bir dil, hangi dil olursa olsun, nefret üretiyorsa, şiddet üretiyorsa, o dil her yerde ve kim tarafından kullanılırsa kullanılsın çirkindir ve bizim dilimiz değildir. Hazreti Peygamber de Arapça konuşuyordu, Ebu Cehil de Arapça konuşuyordu. Hangi dili konuştukları değil neyi tebliğ ettikleri önemliydi. 12 Eylül'ün bildirileri de Türkçe yayınlanıyordu, Yunus Emre'nin şiirleri de ya da 2002'de Türkiye'de demokrasinin önünü açan AK Parti'nin bildirisi de Türkçe yayınlandı. Burada önemli olan, hepimizin sahip çıkması gereken şey muhtevadır ve güzel dillerimizi muhafaza etmektir."


"Çözüm Süreci konusundaki tutumumuzu sürdürüyoruz"

Çözüm Süreci'nde ne zaman önemli bir aşamaya gelinse bunun engellenmeye çalışıldığını anlatan Davutoğlu, Oslo süreciyle ilgili bir çok komplolar tertip edildiğini, son olarak tam yasal düzenleme yapıp, Çözüm Süreci'nde ivme kazanılacakken, 6-7 Ekim olaylarının başlatıldığını söyledi.

"Israrla ve kararlılıkla çözüm süreci konusundaki tutumumuzu sürdürüyoruz" diyen Davutoğlu, yerel medyaya seslenerek, şu ifadeleri kullandı:  

"Sizden talebimiz, beklentimiz, hangi şehirde olursanız olun, ister Türkiye'nin doğusunda, ister batısında, ister kuzeyinde, ister güneyinde Çözüm Süreci'ne, Milli Birlik Projesi'ne sahip çıkın. Bunu baltalamak isteyenlere, Türkiye'de Türk, Kürt, Alevi, Sünni ayrımı yapmak isteyenlere karşı en yüksek gür sada yerel ve yerli medyadan çıkmalıdır ve çıkacağına da ben inanıyorum. Sizler eğer bu davaya sahip çıkarsanız, Türkiye'yi parçalamak, sadece ben parçalamaktan kastım kimsenin haddi değildir Türkiye'nin bölünmesi coğrafyasında onu kastetmiyorum sadece. Aynı apartmanda yaşayan bir Türk, bir Kürt, bir Alevi, bir Sünniyi birbirine neredeyse hasmane bakan komşular haline getirmek de bu ülkeyi parçalamaktır. İstanbul'da Ankara'da aynı apartmanda bakarsınız, Balkan muhaciri, Kafkas muhaciri, Diyarbakırlı, İzmirli birarada yaşar. Bu bilincin yaygınlaşması için sizlere güveniyoruz."

Anadolu Medya Platformu'na da Türkiye'nin her yerine yayılmış olan medya mensuplarının öncülüğünde yürüyen faaliyetlere de bu anlamda büyük ihtiyaç hissettiklerini belirten Davutoğlu, "Bu seferberliğe siz de katılın, her yerde kardeşliği, demokrasiyi, demokratik istikrar üzerinden gelen milli irade bilincinin yaygınlaşması konusunda bize yardımcı olunuz. Birilerini nefreti körüklerken, siz inadına kardeşlik demeye devam edin" ifadelerini kullandı.

Evlerinde kendilerini izleyen vatandaşlara da seslenen Davutoğlu, "Lütfen yarın sabah karşılaştığınız herkese selam verirken, nasıl acaba bu selam verdiğim ve selam aldığım Türk müdür, Kürt müdür, Alevi midir, Sünni midir diye düşünmüyorsanız, bundan sonra da hiçbir zaman bu tür ayrımlar üzerinden, Türkiye'yi bölmeye çalışanlara prim vermeyin. Komşunuz farklı bir dildense özellikle ona selamla mukabelede bulunun, farklı bir bölgedense selamla mukabelede bulunun ve her yeri bir kardeşlik mekanı haline birlikte dönüştürelim"

PLATFORMDA KURTULMUŞ DA ÖNEMLİ AÇIKLAMALARDA BULUNDU


Şuranın öğleden sonraki bölümüne Başbakan Yardımcısı Numan kurtulmuş da katıldı.

ATO Meclis Salonu'nda, Anadolu Yayın Platformu üyeleriyle yemekte biraraya gelen Kurtulmuş, şurada seçim barajı, Başkanlık Sistemi ve genel seçimlere ilişkin önemli açıklamalar yaparak gündemi değerlendirdi.

Çözüm sürecine ilişkin de konuşan Kurtulmuş,'Hükümet olarak çözüm sürecini başarı ile tamamlamak en önemli görevimizdir.İnşallah bu süreci başarı ile tamamlayacağız.Çözüm sürecinin muhatabı 77 milyon kişidir. Dışarıdan da ayağımıza engel koyuluyor ama bunlara aldırmayacağız. bin yıldır barış içinde yaşayan insanımız barış içinde yaşamaya devam edecek.' dedi.


Numan Kurtulmuş, herkesi barışın ve dostuluğun dilini kullanmaya davet etti.

Kurtulmuş, yerel medyanın sorunlarının çözülmesi için elllerinden geleni yapacaklarını dile getirdi.


ATO Meclis Salonu'nda, Anadolu Yayın Platformu üyeleriyle yemekte bir araya gelen Kurtulmuş, çıkışta gazetecilerin sorularını yanıtladı.

"Çözüm Süreci ve HDP'nin seçimlere parti olarak girme kararına" ilişkin soru üzerine, Kurtulmuş, gönlünün, HDP'nin Parlamento'da bulunmasından yana olduğunu söyledi.

Çözüm Süreci'ne karşı gelen hiçbir iradenin ayakta duramayacağını ifade eden Kurtulmuş, "Çözüm Süreci'ni baltalayalım, Türkiye'de yeniden silahlar konuşsun" diyenlerin yanlış yapacağını, bunun Türkiye'de siyasi karşılığının olmadığını dile getirdi.

Doğu ve Güneydoğu Anadolu başta olmak üzere halkın da buna müsaade etmeyeceğini belirten Kurtulmuş, "Barışın kokusunu, tadını almış olan bir millet, halk tekrar kavganın, savaşın, çatışmanın içerisine girmez" diye konuştu.

İç Güvenlik Paketi'ne ilişkin soru üzerine de Kurtulmuş, "Türkiye'de ortalama vatandaşların bir kitlesini temsil eden Cumhuriyet Halk Partisi nasıl olur molotofu savunur? Nasıl olur, yüzlerini kapatarak sokaklarda terör estirmek isteyenleri savunur" karşılığını verdi.

Bu paketin, bonzai ve uyuşturucuya karşı etkili mücadele imkanları getirdiğini belirten Kurtulmuş, muhalefetin, paketle ilgili kendilerine herhangi bir teklif getirmediğini kaydetti.

Kurtulmuş, paketin, kamuoyundan gizlenerek, hükümete karşı bir manevra, muhalefet aracı olarak ortaya konulmaya çalışıldığını ifade ederek, sözlerini şöyle sürdürdü:

"Buradan belki yeni bir Gezi provokasyonu nasıl oluşturulabilir, bunu yapmak isteyen bazı çevreler var. Dolayısıyla bunları kabul etmek mümkün değil. Hele hele Meclis'te önceki gün yaşadığımız o manzaraları Türkiye hak etmiyor. Bu anlamda, gerçekten iktidar partisinin grup başkanvekili konuştu, onu susturmaya çalıştılar. Ve ondan sonra ortaya çıkan o kavga görüntüleri, Türkiye'nin 30-40 sene evvelinde kalması gereken görüntülerdir. Bunları Türkiye hak etmiyor, milletimiz bu görüntüleri gerçekten telin ediyor. Biz, bir şeyi konuşacaksak, savunacaksak ya da karşı çıkacaksak bunları medeni şekilde savunur, medeni şekilde karşı çıkar olmamız lazım. Eğer biz, hele Türkiye Büyük Millet Meclisi'nde bu tartışmaları medeni insanlar olarak tartışmayı başaramıyorsak gerçekten eyvah. Bu fevkalade vahim bir durumdur. Bu güvenlik reformu paketiyle ilgili olarak kimin ne görüşü, hangi teklifi varsa bu tekliflerini getirsinler. Ama bu paketi bahane ederek, kimse AK Parti karşıtı bir koalisyon oluşturmamalı ya da bunun üzerinden sokakları hareketlendirmeye kalkmamalı. Bu doğru bir şey değil."

-"Barış türkülerini birlikte söyleyelim"

Çözüm Süreci'nde, çözüme çok yaklaşıldığı bir ortamda, sokakların karışmasını, insanların emniyetlerinin ortadan kaldırılmasını sağlayacak süreçlerin başlatılmasını, herkesin önlemesi gerektiğini vurgulayan Kurtulmuş, şunları kaydetti:

"Özellikle HDP'li arkadaşlara şunu söylüyorum; HDP'nin izlemesi gereken yol, geçtiğimiz 10 Ağustos seçimlerinde, HDP'nin seçmeni tarafından ortaya konulmuştur. HDP seçmeni ne istiyor? Sayın Demirtaş, adaylığı sırasında 'barış dilini' kullandığı, bir Türkiye partisi olma refleksiyle hareket ettiği, Türkiye'nin bütününe ilişkin projeleri gündeme getirdiği zaman oylarının daha fazla arttığını gördü. Ama bu gerilim, sokak çatışması, molotofkokteyliler, gösteriler, adam, bina yakmalar başlarsa inanın bundan Türkiye kaybedeceği gibi politik olarak HDP de kaybedecek. Dolayısıyla bu kadar sınanmış, halkın yol göstermiş olduğu politik süreçler ortada ve açıkken, ben HDP'lilerin de bu konuda samimi ve tutarlı olmaları gerektiğine inanıyorum. Kendilerini, samimi ve tutarlı olmaya davet ediyorum.

Hep beraber inşallah şu başlamış olan Çözüm Süreci'ni bitirelim, Türkiye'nin her yerinde, sokağında, ovasında, dağında, yaylasında barış halaylarını birlikte çekelim, barış türkülerini birlikte söyleyelim. Türkiye bu noktaya çok yaklaşmışken, Türkiye'yi tekrar eski döneme, geriye döndürecek adımların atılmasına asla razı olmayız. Çözümü, barışı savunacağız ama aynı şekilde biz Türkiye'de 77 milyon vatandaşımızın tamamının da güvenliğinden sorumluyuz ve bu güvenliği de sağlayacağız."

-"İnsanlar ne kan ne barut kokusu istiyor"

Çözüm Süreci'nin hem muhatabının hem de sahibinin millet olduğunu ifade eden Kurtulmuş, bugüne kadar 50 bine yakın insanın öldüğünü, bunun Türkiye'nin birliğine, dirliğine, Kürt kimliğine ve kültürüne hiçbir fayda sağlamadığını söyledi.

Başta Doğu ve Güneydoğu Anadolu halkı olmak üzere insanların tamamına yakınının bu şekilde düşündüğünü belirten Kurtulmuş, şunları kaydetti:

"Sonuçta herhangi bir sürecin yürüyebilmesi için ortalama vatandaşın fikri önemlidir. Ortalama vatandaşın fikri barıştan yanadır, Çözüm Süreci'nin başarıyla sonlandırılmasından yanadır. İnsanlar bir daha ne kan kokusu istiyor, ne barut kokusu istiyor ne de silah sesleri duymak istiyor. Türkiye artık bu aşamayı geçmek durumundadır. Ümit ediyorum ki her türlü gerginliğe rağmen bu süreç halkın sahipliğinde devam edecektir. Ben herkesi, HDP'liler başta olmak üzere bütün siyasi aktörlere duyarlı olma çağrısında bulunuyorum. Bu sürece zarar verecek iş, söylem ve eylemden kaçınmaya davet ediyorum. Çünkü Allah korusun her sözün... Söz kolay ağızdan çıkar, hareket de kolay, bir hareket yaparsınız, agresif davranış içinde olursunuz ama bunun sonucu ne olacak? Herkesin söylediği sözün, ağzına aldığı her cümlenin ve elinden dökülen her işin gerçekten sahibi olması, bu anlamda da halkımızın barışına katkı sunacak işlerin, sözlerin ve eylemlerin içinde olmasını diliyorum."





YORUM YAZ

  • Ad Soyad:

  • Yorum:

  •  

    @name x

  • UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış, Türkçe karakter kullanılmayan ve tamamı büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır. Ayrıca suç teşkil edecek hakaret içerikli yorumlar hakkında muhatapları tarafından dava açılabilmektedir.

      Yorumlar
      Toplam 1 yorum mevcut

    • Nezahat Andic 4 gün önce yorumlandı

      benim adım nezahat andıç. isveçte yaşıyorum. ensest yaklaşımlarımdan dolayı rahatsız olanlar var. ayrıca ben iftira atarım. insanlara kötülük yapmaktan zevk alırım... memleketim kulu'ya kendimi anlatacağım. ensest tarafımı herkes bilmeli... yaşasın kötülük der yaşarım...

    banner5
    HAVA DURUMU
    Görüntülemek istediğiniz ili seçiniz:
    EN ÇOK YORUMLANANLAR
    BUGÜN
    BU HAFTA
    BU AY
    SPOR TOTO SÜPER LİG
    Tür seçiniz:
    KARİKATÜR
    SENDE YAZ
    Ziyaretçi Defteri
    Ziyaretçi Defteri

    Siz de yazmak istemez misiniz?

    Ziyaretçi Defteri
    ARŞİV