Teklif komisyona geliyor, teklif sahibi Milletvekili geliyor, bir soru soruyoruz, teklifi hazırladığına göre teklif sahibinin bilmesi gerekmez mi ama o cevap veremiyor, bakana bakıyoruz, bakan da yetkili uzman arkadaşa bakıyor, sonunda o cevap veriyor. Teklif sahibinin teklif hakkındaki mütalaayı yapabilmesi, sorulara cevap verebilmesi gerekmez mi? Neden? Kim hazırladı bu teklifi? İlgili kurum hazırlamış, getirmişler, Milletvekili arkadaşlarımız imzalamış. Yani çok ciddi olmayan bir olay bu. AKP’li Milletvekillerin TBMM’nin ciddiyetiyle bağdaşmayan çalışmalarına verdiğim bu örnekle AKP’yi demokrasinin temel kurumu olan TBMM’de saygılı olmaya davet ediyorum.
AKP’nin ciddiyetsizliğini gösteren bir örnek daha vereceğim. Komisyon üyesi Milletvekilleri hızlıca geçmesini istedikleri kanunu daktilo yazılı metinde “Kanun tasarısı” yazan yeri daksilleyerek elle “Teklifi” yazıp önümüze getiriyorlar. Düşünebiliyor musunuz? Ne kadar gayriciddi, Meclisin tüzel kişiliğini, Plan ve Bütçe Komisyonunu dikkate almayan bir yaklaşım! Peki biz bunu uyarınca ne oldu biliyor musunuz? Dikkate aldılar ve bir düzeltme yaptılar. Ne yapmışlar biliyor musunuz? Başka bir kanun tasarısı getirirken tamamını daksilleyerek o satırın tamamını elle yazmışlar. Çok büyük bir gelişme kaydetmişler! Yani öyle bir hâle geldik ki Allah rızası için bir memura hiç olmazsa onun bir paragrafını daktiloyla yazdırıp, üzerine koyduracak kadar bile vaktiniz yok mu? Ya da ciddiye mi almıyorsunuz? “Biz yaptık, oldu.” yetkinizi kullanıyorsunuz. Sonra da “Efendim, İç Tüzük gereği “Komisyon gündemine hâkimdir. Genel Kurul gündemine hâkimdir.”” demeyeceksiniz. Yok öyle bir şey.”
“Türkiye Bir Yargıç Devleti Haline geldi!”
AKP, Meclisin yasama önemini dikkate almıyor, tek parti iktidarı olarak “Biz yaptık, oldu.” mantığı içerisinde bulunuyor. Türkiye, AKP döneminde bir hukuk devleti olmaktan çıktı. MHP’nin referandumdaki uyarısına rağmen Türkiye bir hukuk devleti olmaktan çıktı, hukuk devleti olmayınca “Kanun devleti” dememiz lazım. Ama kanun devleti olmaktan da çıktı, yargıç devleti oldu. Yargıçlar sizin istediğiniz gibi karar verince iyiydi şimdi istediğimiz gibi olmayınca “Aman yargıya müdahale var. Bunlar siyasallaştı.” Peki, şimdi ne oldu? Yani Genelkurmay Başkanıyla ilgili soruşturma açılınca iyi, MİT Müsteşarıyla ilgili olunca kötü. İşinize gelmediği zaman bunu değiştirelim, kanun çıkaralım, işimize gelirse, bu böyle devam etsin; olmaz! Onun için Türkiye'nin bir hukuk devleti olarak bu düzenlemeleri hakkaniyetli bir şekilde yapması ve dönüp dolaşıp yine aynı düzenlemeler üzerinde işinize gelmediği zaman bu değişiklikleri teklif hâlinde -tasarı olarak da değil- getirmesi, maalesef güçler ayrılığın değildir. Tam tersine yürütmenin yasamaya, şimdi de yargıya tahakkümüyle ilgili bir gelişmedir.
Gizli Soruşturma Bilgilerini Kim Sızdırıyor?
Daha önce başka örnekler de yaşadık, belli davalarda bir anda bakıyoruz yargıçlar görevden alınıyor veya başka bir yere veriliyor. Yine işinize gelmeyenlerden bir tanesi de Deniz Feneri davasıydı hatırlarsanız. Bir yanda bir baktık bu davaya görevlendirilmiş olan hâkimler, savcılar hemen değiştirildi, öbür taraftan şike davası var orada çarşaf çarşaf bütün bilgiler kamuoyuna sızdırılıyor. Benim aklım ermiyor. henüz görüşülen bir olayda hangi kurum, hangi birim MİT Müsteşarının çağrıldığını biliyor da bir anda bütün bunların hepsi dökülüyor? Hiç bunu merak etmiyor musunuz? Bütün gizli belgeler, uydurma belgeler sonradan içeriye bilerek konulduğu, uydurma CD’lerle birtakım özel hayata ilişkin dokümanların da konulduğu şeyler nasıl sızdırılıyor? Bir hukuk devletinde bu mümkün mü? Ben hâlâ bir cevap alamadım. Adalet Bakanımız her geldiğinde soruyorum “Bu konuda kaç tane soruşturma açıldı, sonuçlananlar var mı, ceza alanlar var mı?” diye. Ama her gün, maşallah, bütün gazeteler her şeyi çarşaf çarşaf yayınlıyor. Bu maalesef Türkiye'nin yavaş yavaş bir kanun devleti hâline geldiğinin, hatta bunun da ötesine geçerek bir yargıç devleti hâline geldiğinin bir göstergesidir. Yine aynı şekilde Balyoz davasında da Ağır Ceza Mahkemesinin Başkanı Şeref Akçay şahsa göre muamele yapıldığını, burada daha önce aynı mahkemenin, farklı şekilde, terör suçlusu olarak sorgulanan bir kişiyle ilgili normalde hakkında lehinde karar verirken başkaları geldiği zaman aleyhinde karar verdiğini söyledi ve sitem ederek emekliye ayrılmıştı. Özet olarak da dedi ki: “Bana göre hukuk diye bir şey olmaz, herkese eşit uygulanması gerekir.” Maalesef bu “HSYK reformu” diye sizin getirdiğiniz ve bizim uyardığımız “Yargının siyasallaşmasına yol açar.” diye, 12 Eylül 2010 referandumunda söylediğimiz şeylerin sakıncasını siz ancak kendi atadığınız insanlarla ilgili sorun ortaya çıktığı zaman gördünüz. Kimin için olursa olsun hukukun işlemesi gerekir, herkesin gidip ifadesini vermesi gerekir ve yargının hızla işleyerek de herkes için adil bir şekilde tecelli etmesi gerekir. Geç kalan adalet, adalet değildir.”
Türel, “Kimsenin keyfi için 35 milyonu sokağa...
Alperenler Emperyalizmi Konuştu
“Daha Adil ve Eşit bir Dünya İçin Yanımda...
Prof. Dr. Mazhar Bağlı: “Devlet, millet ile...
Antalya Ak kadınlardan piknikçilere ziyaret
Elif İstek 'CHP’li belediyeler kaos içinde'...
Menderes Dal, CHP Antalya İl Başkan Adaylığını...
Menderes Dal adaylığını açıklıyor
Yorumlar