Home Yıldıray Sapan : Antalyalı Üretici Batıyoruz Diye Feryat Ediyor

Yıldıray Sapan : Antalyalı Üretici Batıyoruz Diye Feryat Ediyor

Sapan, “ülkemiz için çok önemli olan narenciye sektörünün son yıllarda sorunları gittikçe artma eğilimi göstermektedir. Narenciye sektörü, ülkemiz yaş sebze ve meyve ihracatının yarısını karşılamaktadır ve dünyada üretilen 124 milyon ton narenciyenin 3.5 milyon tonu Türkiye tarafından karşılanmaktadır. Bunun 1.5 milyon tonu iç pazarda tüketilmekte, 1 milyon tonu ihraç, asıl en büyük sorun olan ise elde kalan yaklaşık 1 milyon tondur.

Değerli arkadaşlar, tabii elde kalmasının en önemli gerekçesi ise AKP Hükûmetinin, narenciye sanayisini desteklememesinden kaynaklanmaktadır ve bir de ürün çeşitlendirilmesi yapılamamasından.” dedi.

Açıklamalarında AKP Hükümetine yüklenen CHP Antalya Milletvekili Yıldıray Sapan, konuşmasına şöyle devam etti. “Sektör, nereden bakarsanız bakın 1 milyon kişiye iş ve aş sağlamaktadır. Ne yazık ki bu stratejik önemde olan narenciye sektörü, üretim ve pazarlama politikalarının belirleneceği aktif bir platformun hâlihazırda hayata geçirilememiş olmasıdır. Bakınız, tarlada 30 kuruş olan limon marketlerde 10 kuruşa satılmaktadır. Türkiye’nin narenciye üretiminde lokomotif ili olan Mersin’de durum, tüm yaş sebze ve meyve de olduğu gibi narenciyede de kötü başladı. Mersin halinde durgunluk hâkim, millet tavla oynuyor. Aydın daha farklı değil.

Geçen sene çok kaliteli bir narenciye üretimi yapılmasına rağmen portakal, meyve suyu fabrikalarında ancak 4 kuruşa alıcı bulabildi. Yeni sezon ise maalesef farklı görünmüyor.

Bir başka şanssızlığımız ise dünyanın en başarısız bir Dışişleri Bakanına sahip olmamız. Dolayısıyla, 11 Orta Doğu ülkesine yapılan narenciye ihracatımız durma noktasına geldi. Sırf Suriye’deki karışıklık yüzünden Hatay, narenciye ihracatında yüzde 35 düşüş yaşıyor. Geçen yıl 280 bin ton üretimi gerçekleştiren ve bunun yüzde 70’ini ihraç eden Dörtyol, âdeta tükenmiş durumda. Suriye’ye yapılan toplam yaş sebze ve meyve ihracatında yüzde 75 düşüş yaşanıyor. Sadece bu mu? Hayır. AKP’nin bölgedeki yanlış politikaları yüzünden Lübnan, Ürdün, Suriye, Mısır ve Cezayir gibi ülkelere kara yolunun kapanması, durumun vahametini daha da net ortaya koyuyor.

Yine, Antalya’da Kumluca, Finike ve Demre ilçelerinde yetişen narda oluşan fiyat da çok farklı değil ve beklentilerin altında kaldı. Geçen yıl kilosu 1 TL olan nar 50 kuruşa bile alıcı bulamamaktadır.

Değerli arkadaşlar, nar, bakımı ve işçiliği çok zor olan bir üründür. Nar üreticisi geçen yıla göre yüzde 50 zararda. Yeni mahsulde ise durum başlı başına bir mizah konusu. Bazı üreticiler, yeni mahsulün 10-15 kuruşa kadar zor alıcı bulduğunu ve 7 kilo narın ancak bir çayı karşılayabildiğini söylüyor. Benim bu noktada bir önerim var: Geçtiğimiz aylarda, AKP Hükûmeti okullarda bir süt kampanyası başlattı. Bu elde kalan, dalda kalan ürünleri de alsın, okul çağındaki çocuklarımıza dağıtsın; bu sayede hem ürün değerlenmiş ve satılmış olur, üreticiden alınmış olur hem de belki de hayatlarında o ürünleri hiç tatmamış olan çocuklarımız bu ürünü tatmış olur.

Değerli arkadaşlar, 2 bin lira bakım maliyeti olan 1 dekar narenciyenin getirisi, zorlasanız zorlasanız, yine 2 bin lira oluyor. Bunun yanında, ilaç, gübre, mazot ve elektrik fiyatlarının da önlenemez yükselişi maliyeti gitgide artırmaktadır. Bu saydığım ürünlerin son üç dört yıldaki artışı yani girdinin artışı yüzde 40’ı bulmaktadır. Buna karşılık, AKP Hükûmetinin 2011’deki narenciye ihracatı desteklemesi ton başına 125 dolardır ve bu, o zamanki kura göre yaklaşık 215 TL’dir, bu sene ise 200 TL civarındadır.

Değerli arkadaşlar, zirai mücadelede yapılan yanlış uygulamalar dolayısıyla narenciye üreticisi büyük sorunlar yaşamaktadır. Bildiğiniz gibi, yine AKP Hükûmeti, zirai ilaç kalıntısına çare olarak birçok kimyasal maddenin kullanımını yasakladı, hatta Avrupa ülkelerinde belli sınırlar içerisinde kullanılan başka bazı kimyasalları da yasakladı. Fakat bu yasaklama, yeterli altyapıdan yoksun üreticinin daha buna kendini hazırlayamadan uygulamaya başlatıldı ve sonunda üretici unlu bitle karşı karşıya getirildi. Zira üreticinin zararlara karşı kullanacağı ilaç sayısı sınırlı.

Yine geçtiğimiz günlerde, Finike’de 30 kadar üreticinin kimyasal kullanımı ile ilgili bulunulan şikâyette, görülen davada ve verilen kararda… Karar, AKP Hükûmetine âdeta bir tokattı. Zira mahkeme şikâyet konusu kimyasalın Avrupa’da da kullanılmakta olduğunu ve belirlenen MRL değerlerinin Avrupa’da da kullanılabildiğini, o seviyede olduğuna kanaat getirip beraat ettirdi. Bu olay, AKP Hükûmetinin bu uygulamada yaptığı yanlışlığın âdeta bir kanıtı oldu.

Değerli arkadaşlar, narenciye üreticilerinin bir başka sorunu ise akredite edilmiş laboratuvar sorunu. Her tır için ayrı analiz zorunluluğunun bulunması ve her tır için 400 TL ödenmesi, üreticiye hem zaman hem emek hem de ek maliyete sebep oluyor. Bir süreden beri kendi seçim bölgemden de, Antalyalı tarım üreticilerinden de hiç hoş olmayan sesler yükseliyor arkadaşlar. Üretici para kazanamadığından, zarardan bahsediyor. Ürününü toplayıp hallere götürmediğini belirtiyor çünkü para etmediğini söylüyor. Alanya’dan, Serik’ten, Aksu’dan, Doyuran’dan, Kumluca’dan benzer yakınmaları duyuyoruz. Daha sonra bu yakınmalara ürünlerin çöpe, yola dökülme eylemleri de eklendi. Üretici bu şekilde sesini duyurmaya çalıştı. Antalya’nın hemen her yerindeki tarım üreticisi feryat figan ediyor. Komisyoncuların bazıları intihar etme eşiğinde, bazıları etti. Ne yazık ki yetkililer bütün bunlara rağmen tarımın içinde bulunduğu olumsuz durumu iyi analiz etmiyorlar. Antalya’nın dört bir yanından üretici “Batıyoruz.” diye feryat ediyor. Üretici “Batıyoruz.” diye feryat ederken tam tezat bir şey oluyor, geçtiğimiz günlerde Mehdi Bey, Antalya’da Gıda, Tarım ve Hayvancılık Bakanlığının 5. Tarım Bakanları Toplantısı’na ev sahipliği yaptı ve orada çok pembe tablolar çizdi; işte, on yılda uygulanan tedbirler sayesinde tarımsal üretim ve verimliliğin arttığını, yaklaşık 62 milyar tutarındaki tarımsal üretim değerleriyle dünyanın yedinci sırasında olduğumuzu filan söylerken tam da orada bazı köylüler “Battık, batıyoruz.” diye feryat ediyorlardı. Bu durumun “Yükseliyoruz, beşinci ülke oluyoruz, 62 milyar dolar.” diye bahseden Bakanla örtüşmesi çok ciddi, yaman bir çelişkiydi arkadaşlar.

Tarımdaki sıkıntıyı dile getiren sadece üreticiler değil, Alanya, Manavgat, Serik, Kumluca ve Antalya Toptancı Halinde faaliyet gösteren sebze komisyoncuları da yaşanan krize dikkat çekmeye çalışıyor. Hükûmetin yürürlüğe soktuğu toptancı halleriyle ilgili yönetmelik ile Çek Yasası’ndan da komisyoncularımız çok yakınıyor.

Bir başka konu ise arkadaşlar, birlik olmak için çok fazla bürokratik işlem ve büyük maliyet isteyen AKP Hükûmeti, bu sert bürokratik işlemleri bir kenara bırakıp üreticimizin birlik olmasına yardımcı olmalıdır. Birlik olunamadığı için pazarlamada denetim sağlanamıyor. Narenciye dışarıda imaj kaybediyor. Örgütsüz kalan üretici tüccara çarpılıyor, yok olmaya, dolandırılmaya mahkûm ediliyor.