Home TOPLUMUN KARA LEKESİ

TOPLUMUN KARA LEKESİ

Bu başlığı neden mi böyle koydum toplum dediğimiz biz bireylerden oluşmuyor mu bizler hepimiz mi masumuz ya da mükemmeliz.Hatasız kul olur mu sözüne geldi çok doğru bir nokta aslında toplumda gruplardan oluşmuyor mu? Siz hangi grupta yer almak istiyorsanız o grubun normlarını uyarsınız ya da benimsersiniz ya da dışarıdan bakmayı yeğlediğinizi sanırsınız .Cem Karaca’nın şarkı sözüyle başlayacağım:  Düştüm mahpus damına

                                               Öğüt veren bol olur

                                               Toplasam o öğütleri

                                                Buradan köye olur

İşte bu anda bir sürü soru uçuşuyor beynimde sadece bir soru üzerinde yoğunlaştım. Aklıma cezaevinde yatan insanların dışarıya çıktıklarında nasıl bir hayat beklediğine dair bir soru geliyor.Bunu ben şuan düşündüğüme göre onlar her saniye düşünüyordur.Dışarı çıktıklarında neler olacağını düşünmeleri yerine onları topluma kazandırmak,sosyal uyum sorunlarını çözmek gibi yani kısacası toplum tarafından dışlanmaları önleyebilmek için bazı şeyleri cezaevindeki bireylere kazandırarak hayata bakış açılarını değiştirmek ve toplumun onlara bakış acılarını değiştirmek için bir takım faaliyetler yapılması gerekir.Tahliye olmuş birey manevi bir anlamda damgalı oluyor.Cezaevinde rehabilitasyona yönelik çalışmalar hapishanenin karanlığa gömülmüş yüzü yanında aydınlık kısmı oluyor.

SUÇ TÜRÜ FARKLILAŞMASI:Hapsetme her halükarda farklılaştırılmış ve amaca yönelik hala getirilmiş bir mekanizmadır.Tutukevi ıslahhane,merkezi hapishane ilki olarak ve aşağı yukarı bu farklılıkları karşılık vermek ve yalnızca yoğunluğu itibariyle basamaklı olmakla kalmayıp,aynı zamanda amaçları itibariyle çeşitlendirilmiş bir cezalandırma sağlamak zorundadır.Ağır cezalara çaptırılanla,hafif cezalara çaptırılan bireylerin aynı yerde kapatılmasına izin verilmez.Bu yüzden koğuşlarda suç türüne göre ayrılmıştır.Çünkü cezaların başlıca amacı suçlunun ıslah edilmesi,suçunu hürriyetini kısıtlayarak telafi etmesidir.Suçluyu topluma kazandırmak gereken noktayı yok edip suçlunun kendi haline bırakılmasıdır.

Hapishaneye ancak reform hareketlerini aralıklı olarak silkeleyebilecek atıl bir kurum olarak görmemek gerekir.”Hapishane teorisi” ona yönelik eleştirilerden çok daha sabit bir biçimde uygulanmıştır.İşleyiş koşullarında biri hapishane her zaman taslakları,yeniden düzenlemelerin,deneylerin teorik söylemlerin,tanıkların soruşturulmaların kaynağı faal bir alan içinde yer almıştır. Hapishane karanlık ve terk edilmiş bölge bunun söylenilmesine yaklaşık iki yüzyıldan beri hiç ara verilmemiş olması,bunun böyle olmadığını tek başına kanıtlamaz mı?

Hepimiz bilmekteyiz ki cezaevine giren insanlar oraya kendi istekleriyle veya zorlu bir seçme sınavından başarılı oldukları için gelmediler, ileriki yaşamları için kariyer yapmak, bir meslek edinmek hayatını yeniden şekillendirmek içinde avantaj sağlamayacaktır. Hiç kimse onları cezaevindeki sürelerini tamamlamalarından dolayı da ödüllendirilmeyecektir. Ama mutlak bir gerçek vardır oda toplumun güvenliği sağlanacaktır. Hükümlü, denetim altında tutulan önemli yoksunlukları yaşamak durumunda olan insan demektir. Bu nedenle topluma karşı ciddi bir yabancılaşma yaşar. Rehabilitasyonun ya da iyileştirmenin başarılı olması için bu yabancılaştırmanın en alt düzeye indirilmesi gerekir. İşte bu noktada hükümlünün dış dünya ile sağlıklı ilişkiler kurabilmesi için yeni bir tutum ve beceriler elde edilmesi gerekmektedir. Bunlar hem sosyal tutum ve davranışları düzenleme hem de meslek edindirme ya da el becerisi kazandırma olarak gruplandırabiliriz. Cezalandırma işlemi eğer gerçekten yeniden eğitme amaca yönelik olması için, suçlunun hayatını ele alarak, hapishaneyi onun bu hayatını baştan aşağı yeniden ele alacak olan bir cins yapay ve baskıcı tiyatro haline çevirmek zorundadır.”Yasal ceza bir eyleme yöneliktir; cezalandırma tekniğe ise bir hayata yöneliktir; buna bağlı olarak en önemsizi ve en kötüyü bir bilgi halinde yeniden oluşturmak; zorlayıcı bir uygulamayla etkileri değiştirmek ve boşlukları doldurmak işi ona düşmektedir.”Cezalandırma amacının hükümlüleri topluma kazandırmak olduğu cezalandırmayı haklı kılmak, ceza adaletini meşrulaştırmak içim uydurulmuş bir yalan değilse ceza evlerinin kolej ve üniversite gibi olmasa bile eğitim kurumları hale gelmesi ceza adalet politikasının en önemli hedeflerinden biri olmalıdır. Bu anlamda devletlerin ceza evlerine bakış açısı cezalandırmanın amacı konusunda ne kadar samimi olduklarının göstergelerinden biridir.Yasa suçluyu içine attığı hapishanede izlemek zorundadır.

Basit örnekler açıklamaya çalışalım;bir elma sepetimizin olduğunu varsayalım.O elma sepetinin içinde bir kısmı çürük olan elmamız olsun,biz fark edip onu almazsak o diğer elmaların çürümesine sebep olur.Biz o elmayı alıp da çürük olan kısmının kesip attıktan sonra diğer yarısını sepetin içine koyalım,o zaman sepetteki elmalar kurtulacak mı?Biz sorunun kökenine inmezsek bir tarla dolusu elmaya ne olacak?Biz çürük elmanın nasıl çürüdüğünü bilmezsek,bu durumun tekrar yinelenmeyeceğini garanti edebilir miyiz?Elmanın bir kısmının çürümesine sebep olan elma kurdudur.O elma kurdundan kurtulmanın yolu tarlayı ilaçlamaktır. Sorunun kökenini araştırıp bulup ve sorunu ortadan kaldırmaktır.Böylelikle tekrar bu durumun yinelenme olasılığı kaldırılmış olur.

Elma:Hüküm Giymiş Bir Birey                                       Sepetteki Elma:Bir Grup Birey

Tarla:Toplum                                                                  Tarlayı İlaçlamak:Devletin Görevi

Elmanın Çürüyen Kısmı:Suçlunun Kötü Tarafı                  Elma Kurdu:Bireye Suça İten Faktörler

Elmanın Sağlam Kısmı:Suçlunun İyi Tarafı                 Çürüyen Kısmının Atılması:Yargının Görevi

Elmanın Bir Tarafının Çürümesinin Nerden Kaynaklandığını Sormak:Devlet Politikası