Home Tüm Yazarlar Antalya’da içki yasağı

Antalya’da içki yasağı

147
0

Belirli saatlerde, Türkiye’de uygulanan içki satış yasağının
önce nedenini anlamak lazım.
Genellikle AK Parti’nin,“İslami”
çerçevede düşünmesinin bir ürünü ve
etap etap genişleteceği kanısı var.
Bu görüş çokisabetli değil.
Her ne kadar uzaktan öyle görünüyorsa da,
neden başka, neden ekonomik.

Ruhsatı olan, bar, restoran ve otellerde
açık-kadeh içki satışı sınırlaması söz konusu değil.
Açığı satılan alkollü içkilerin,
belirli saatler arasında sınırlanan
kapalı şişelerde satışın,
yasak olmasının amacı ne olabilir?

Ekonomik durumu iyi olan insanlar,
oteller ya da bar-restoranlarda içki-alkol alabiliyorlar.
Elbette kapalı bir şişe fiyatına değil.
Neredeyse iki katını ya da daha fazlasını ödeyerek içiyorlar.
Peki, bu durumda içki satış sınırı,
hangi kitleye yönelik ve amacı ne olabilir?
Görünen o ki, ekonomik olarak dar gelirli vatandaşların,
en çok ihtiyaç duyduğu! Saatler arasında sınırlama getirilmiş.
8 Saatlik bir aralık, içki satışlarını o saatlerde ciddi anlamda etkiliyor.
Buradaki temel esas, evlerine yiyecek, giyecek almakta zorlanan,
kirasını zar zor denk getiren, dar gelirli vatandaşların
parasını “alkollü içkilere” vermemesi.
Bu toplumsal bir sınırlamadır diyebiliriz.
“Çocuklarının rızkını içkiye verdirmemek” dir diyebiliriz.
Eğer, küresel sermayenin ülkeler üzerindeki uyguladığı
pasif-dolaylı baskıyı görebilirsek,
bu durumu da anlayabiliriz.
Artık ülkelerin ekonomisi o devletlerden çok,
küresel şirketlerin elinde.
Artık hükümetler istediği gibi
vatandaşlarına bir yaşam standardı getiremiyor.

Toplumsal açlık ve yoksulluk belirli bir düzeyden sonra,
toplumsal ayaklanmaya ve önü geçilemez noktalara taşır.
“Önce temel ihtiyaçlar sonra lüks talepler dengesi” anlaşılıyor bu kısıtlamadan.
Ekonomisi kendi elinde olmayan hükümetler
doğal olarak bu tür önlemler alacaktır.
Bu durumu iyi ya da kötü olarak yorum dışı bırakıyorum.
Çünkü konu başka…
Ama gerçek bu!
Sigara yasağı da sağlıktan çok,
ekonomik bir tedbir.
Kapalı yerlerde sigara yasağı yaklaşık
%20-25 oranında sigara satışının azalmasını sağladı.
“Araştırma sonuçlarına göre, Türkiye genelinde 15 ve daha yukarı yaştaki bireylerin 2008 yılında yüzde 31,2’si  (16 milyon kişi) her gün veya ara sıra tütün ürünleri kullanırken, 2012’de bu oran yüzde 27,1’e (14,8 milyon kişi)  düştü ve tütün ürünü kullanma sıklığı yüzde 13,4 oranında azaldı.”

Tabi ki vergi gelirlerinin
önemli kısm�� da içki ve sigaradan.
Bunu da ekonomik tedbir olarak da
yan tarafta tutabiliriz.
Buradaki ayrıntı, vergiyle pahalı hale getirilen mamullerin
satın alabilecek kitleye hitap etmesi.
diğer tarafta ise, toplumsal sorun çıkabilecek,
temel ihtiyaçlarını karşılayamamaktan dolayı
“sivil itaatsizlik” eylemine başlama ihtimali olan
dar gelirli kitlenin “en az alımını” sağlamaktır.
Bu lüks ihtiyaç olarak kabul edilen, içki ve
sigaranın az tüketilmesi ve temel ihtiyaçların karşılanması.

Aslında hükümetler dinsel yargılarla değil,
ekonomik nedenlerle bu tür önlemler alıyor.

Antalya bir turizm kenti

Turizm yerleşim alanlarında bu yasak neyi etkiler acaba?

Ben dahil turizm bölgelerinde
içki satış sınırlaması olmasın diyoruz.
Tabi neyi unutuyoruz, turistin kapalı bir şişe içki alıp içmeyeceğini…
Turistler zaten “her şey dahil sistem”de,
canı ne zaman isterse alkollü içki kullanıyor.
Yani turistin haberi dahi olamayacağı kadar az
yaşanacak bir durumdan bahsediyoruz.
Otel , bar ve restoranlarda içki satıldığına göre,
turistler için pek sorun yok.

Bizim vatandaşımızın durumu da,
az önce belirttiğim gibi.
Zengini, durumu iyi olanı gider içer,
dar gelirli ise içemez.

Burada iki konu var.
Birincisi anayasal adaletsizlik.
Yani zengin, parası olan için bir sıkıntı yok.
Hatta küçük bir örnek vereyim.
Restorana gider, bir şişe açtırır,
kalanı da giderken eve götürür…
Aynı ülkede yaşayan iki kişiden biri,
yasal olarak içki alıp içebilir,
diğeri ise alıp içemez, çünkü barda içecek
yeterli parası yoktur.

Sonuç itibariyle esas sorun,
yasalarda adaletsizlik,
eşitlik ilkesinin zedelenmesidir.

İkinci durum ise büfelerin satışı sorunudur.
Birçok restoran hatta otel-motel içki ihtiyacı durumunda çaresiz kalıyor.
Fazla müşteri geldiğinde ve
müşteriye verecek içkisi kalmadığında, bir restorancı koşarak
büfeden el altından, içki istemek zorunda kalıyor.
Nasıl çözülüyor diye düşündüm.
“Öğle sattık ama şimdi geldi aldı
gerekçesi olabilir büyük bir ihtimalle.

Şimdi, saat 22.00’den önce aldığım içkiyi
bu saatten sonra almaya gidebilir miyim?
Yani satmak mı suç? Almak mı? Yoksa her ikisi de mi?

Ben elbette özgürlüklerden yanayım.
Hükümetin ekonomik tedbir olarak olsa da,
uyguladığı kısıtlamaların,
genel prensipler esasıyla,
olmamasını düşünürüm.

Önce bu durum,
vatandaşlar arasında
ekonomik bir eşitsizlik, adaletsizliktir.
Ya o davranışı engelleyecek bütünsel,
“eşit etki”nin olacağı sınırlama,
ya da hiç olmamalı…