Home Gundem Akdeniz’de Nükleer santrale hayır demek için davaya müdahil oluyoruz!

Akdeniz’de Nükleer santrale hayır demek için davaya müdahil oluyoruz!

117
0

Akkuyu’da yapılması istenen Akkuyu nükleer santralinin  Çevre ve   Şehircilik Bakanlığınca 01/12/2014  Tarihinde Onaylanan   Akkuyu Nükleer Güç Santrali (NGS ) Çevresel Etki Değerlendirmesi (ÇED) Raporunu İçeren Onayını içeren  İşleminin İptali ve Dava Sonuna Kadar Yürütmenin Durdurulması Kararı Verilmesi Talebi için açılan davaya Antalya Nükleer Karşıtı Platform olarak bizler de davaya müdahil oluyoruz. Mersin İdare mahkemesine açılan dava, iptali istenen işlem  01/12/2012 Tarihinde

Çevre ve Şehircilik Bakanlığı tarafından onaylanan Akkuyu Nükleer Güç Santrali

(NGS) için hazırlanan Çevresel Etki Değerlendirmesi (ÇED) raporudur.

Akkuyu nükleer santrali birçok bakımdan yapılmaması gereken ölümcül bir tesistir. En büyük etkiyi Akdeniz Bölgesine can veren Akdeniz’e, biyolojik çeşitliliğe, Akdeniz’in ekonomik kaynakları olan başta tarım ve turizme etki edecektir.Sizlere, iptali istenen ÇED Raporuyla ilgili sadece birkaç başlıktan bilgi vermek gerekirse;1-Soğutma suyu açısından değerlendirildiğinde;Raporda, Santralın saatte 1 milyon metre küplük soğutma suyuna ihtiyaç duyduğu ve bu hacimde ısıtılmı suyu denize salıvereceği bildirilmektedir. Bu su miktarı Akdeniz’de ciddi ısınmalara neden olacaktır.Sunulan raporda soğutma suyu deşarj sisteminin tasarım çalışmaları hali hazırda tamamlanmamış olduğu belirtilmektedir (Bölüm V.2.6.-2.7 – Sayfa 19). Dolayısı ile denize salıverilecek suyun kaç derece olacağı belli değildir. Bu konuda Çevre ve Orman Bakanlığının Su Kirliliği Kontrolü Yönetmeliği’ne (Resmi Gazete Tarihi:31.12.2004, No: 25687) uyulacağı taahhüt edilmektedir. Buna göre suyun sıcaklığı denizin seyreltme kapasitesinden bağımsız olarak 35°C’yi geçmeyecek; Termal deşarj, ilk seyrelmeden sonra karıştığı suyun sıcaklığını, Haziran ayından başlayarak Eylül ayı sonuna kadar süren yaz döneminde 1°C ve diğer aylarda ise 2°C’den fazla Arttırmayacak; ancak bununla birlikte, deniz suyu sıcaklığının 28°C’nin üzerinde olması durumunda, deşarjdan sonra alıcı ortamın sıcaklığının 3°C’den fazla artmaması kaydıyla, deşarj suyu sıcaklığında herhangi bir sınırlama olmaksızın deşarja izin verilecektir. Tasarımının henüz tamamlanmamış olmasına rağmen Termal deşarj sonucu denize verilen soğutma suyuna bağlı oluşacak bölgesel sıcaklık artışlarının Gazi Üniversitesince geliştirilmiş bir termal deşarj modeli ile hesaplandığı belirtilmektedir. Bu modele göre ise, sıcaklık artışı sırasıyla yaz ve kış döneminde 1 ve 2 °C’den fazla olmayacağı öngörülmektedir. Rapor’da verilen yıllık deniz suyu sıcaklığı ölçümleri yaz aylarında sıcaklığın zaten 28 C’nin üzerinde olduğu, ve yaz ortasında 31 C’ye yaklaştığını göstermektedir. Diğer taraftan 3 derecelik artışla ulaşılacak olan 34 C su sıcaklığı bölgedeki deniz canlılarının tamamına yakını için ölümcül bir değerdir.2-Nesli tehlike altında olan Akdeniz Fokları açısından değerlendirildiğinde;

Rapor bölgedeki Akdeniz Foku popülasyonu ile ilgili çok güncel olmasa da oldukça kapsamlı bir değerlendirme içermektedir. Bu değerlendirmede mağaraların Akdeniz foku için önemi de vurgulanmıştır. Ancak bütün bunlara rağmen değerlendirme bölümünde Akdeniz fokunun ne inşaat faaliyetlerinden, ne raporda bahsi geçen “patlatmalardan”, ne oluşacak gemi trafiğinden, ne suyun ısınacak olmasından ne de radyoaktif kirlenmeden hiçbir şekilde etkilenmeyeceğine dair hiçbir dayanağı olmayan bir görüş sunulmuştur. Oysa ki tüm Akdeniz’de kaybolan fokların hala Akkuyu ve civarından yaşamlarına devam etmeleri bu bölgenin hala bozulmadan kalabilmiş doğal dokusudur. Bu bölgede yapılacak olan en ufak bir faaliyetin Akdeniz fokunun bölgeyi terk etmesine veya ölmesine neden olacağı kaçınılmazdır.

3) ÇED RAPORUNDAKİ RADYASYONLU ATIKLARLA İLGİLİ DEĞERLENDİRİLDİĞİNDE;Raporda, Ulusal Radyoaktif Atıklar ile Kullanılmış Yakıtların Yönetimi ve Nükleer Santralin İşletmeden Çıkarılmasına ilişkin Belirlenen Temel Hususlar KISMINDA NÜKLEER ATIKLARLARIN RUSYAYA GÖNDERİLMESİ VE TAŞINMASINA İLİŞKİN BİR PLAN BULUNMAMAKTADIR.BU DA AKKUYUNUN NÜKLEER ATIK DEPOSU HALİNE DÖNÜŞECEĞİNİN BİR GÖSTERDESİDİR.Bizler yukarıda belirtilen nedenlerle ve daha burada yazılamayan bir çok nedenle;

Dava konusu işlemin Nükleer santrale ilişkin ÇED raporu olması  ve yörenin doğal dengesi yakından ilgili olması nedeni ile,    Nükleer Santralle ilgili  izin ve onayla yapılacak inşa ve üretim sonucu geriye dönüşsüz bir şekilde çevresel tahribata yol açabilir olması nedeniyle; tüzüğe, bilimsel gerçeklere, mevcut yerin jeolojik oluşumuna, uluslar arası sözleşmelerle belirlenen esaslara açıkça aykırı olan ÇED raporu ile   ileride telafisi güç zararların oluşmaması için öncelikle  yürütmenin durdurulması kararı verilmesini talep ediyoruz.