Home Yurt disi Haber Stockholm’de gençlerin sorun ve problemlerine dilsel ve dinsel bakış

Stockholm’de gençlerin sorun ve problemlerine dilsel ve dinsel bakış

111
0

İsveç İslam Federasyonu, Alby Türk Gençlik Derneği ve İslam Toplumu Milli Görüş (IGMG) İsveç Bölgesi Gençlik Teşkilatı’nın ortaklaşa organize ettiği Avrupa’daki Türk Gençliği’nin sorunları konulu konferansa konuşmacı olarak Başbakanlık Eski Danışmanı ve IGMG Eski Genel Başanı Ali Yüksel katıldı.

Konferansa bir çok kesimden katılımcılar, İsveç’teki Türk Basın Mensupları ve gençlerde katıldı.

Konferans sunumunun Himmet Dalan tarafından yapıldığı programın ilk konuşması İsveç Stockholm Din Hizmetleri Müşaviri Prof. Bülent Baloğlu tarafından gerçekleştirildi.

Prof. Bülent Baloğlu; Gençliğin sorunlarına eğilme noktasında ihtiyaç duyulan bir konu olması münasebeti ile organizasyonun anlamını ifade ederek yaptıkları bir takım çalışmalar hakkında bilgi verdi.

İsveç’te bir Avrupa Birliği gençlik projesi kapsamında Recep Özmen tarafından yapılmış bir araştırmaya rastladıklarını ve ilgilerini çeken bu araştırma çalışmasını geliştirmek için araştırmayı yapan Özmen’e ulaşılıp gerekli izinleri alınarak eksik kalan bölümlerini tamamladıklarını ve kitaplaştırdıklarını dile getirdi. İsveç’teki Türk gençliği ile ilgili hazırlanan kitabın çarşamba günü maatbaa baskısının tamamlanacağı müjdesini veren Baloğlu, bu tür çalışmaların nihai çalışmalar olmadığını, amaçlarının hiç olmazsa ilgili alanda bir başlangıç yapmak, bundan sonra gelecek olan insanlar için bir örnek oluşturması, literatüre geçmesi bakımından önemli olduğunu, yanısıra eksiklikleri gidermek üzerine bir çıkış noktası olduğunu dile getirerek, kitabın önemli bilgiler içerdiğini ve burada yaşayan insanlarımız tarafından okunması gerektiğini söyledi.

Baloğlu, İsveç’teki Türk gençliği kitabından sonra Stockholm Treni kitabınında geleceğini dile getirerek, Stockholm Treni ile ilgili bilgiler verdi.

“Stockholm Treni” kitabı İsveç’e gelen birinci nesilin İsveç’e tren yolculuklarını, gençlik hayatlarını ve İsveçe geldikten sonra burada karşılaştıkları sorunları dinleyerek, yazdıklarını, 25 büyüğün İsveçe geliş hikayelerini, gençliklerini, karşılaştıkları zorlukları vb. konularda ki bilgi ve birikimlerinden istifade ederek hazırladıkları bu kitabında “Kutlu Doğum Haftası”na yetiştirilmeye çalışıldığını söyledi.

Baloğlu, ayrıca İsveç’te kutlu doğum etkinliği düzenleyeceklerinide söyleyerek, ayrıca “Tarih Kültür Toplum Bağlanmında İsveç” ve “İsveçte biz” adlı kitaplar üzerinde çalıştıkları ve bu kitaplarında yolda olduğunu söyleyerek, amaçlarının kendilerinden sonra göreve gelecek olan meslektaşlarının bu tür çalışmalar yapmaları için bir örnek teşkil etmesi olduğunu dile getiren Baloğlu, “Biz yazılı kültürden ziyade sözlü kültürü severiz. Oysa atalarımız öyle değilmiş, çok eserler bırakmışlar sonra bu özelliğimiz kaybolmuş. Yazmayı ve okumayı unutmuşuz. Bu durumdaki en büyük etkenin de kahve kültürü olduğunu düşünüyorum” dedi. Baloğlu, sözlü kültür anlayışı ile hayata devam edilen toplum ve diyaloglarda belli bir süre sonra o konuşulanların unutulduğunu ve uçtuğunu savunarak yazılı kültürün gelişmesininde önemine vurgu yaparak, gerek organizasyonu tertipleyen kuruluşlara ve gerekse katılımcılara teşekkür ederek sözlerine tamamladı.

İsveç İslam Federasyonu Başkanı Tahir Akan sözlerine teşekkür ederek başladı.

Akan, bir kaç sivil toplum örgütünün ortak organizasyonu olarak gerçekleşen konferanstan duydukları memnuniyeti dile getirdi.

İsveç İslam Federasyonu hakkında kısa bilgilendirme yaparak konuşmasını tamamlayan Akan, İsveç İslam Federasyonu’nun 1981 yılında kurulan İsveç’teki ilk ve 60 bin üyeye sahip ayrıca İsveç genelinde 40 derneğe sahip olan en büyük İslami Federasyon olduklarını söyledi.

Federasyon olarak etkili ve yoğun çalışmalar içerisinde olduklarını söyleyen Akan, halka hizmet anlamında ciddi çalışmalar yaptıklarını söyleyerek örnekler verdi. Hastahane, hapishane, islama uygun isveç yasalarına göre resmi nikah kıydıklarını da söyledi.

Akan, “Hepimizin bildiği gibi geliri olan herkes bir takım vergiler ödemektedir. Bu vergi ödemeleri arasında din hizmeti adı altında bir miktar para kesiliyor işte o parada şuana kadar direk olarak İsveç kilisesine aktarılıyordu ancak biz müslümanların ödemiş oldukları bu paranın kilisiye değil İslam Federasyonu’na tahsis edilmesi gerektiği hususunda başvurularda bulunduk ve başlatmış olduğumuz çalışma neticesinde epey bir yol almaya başladık. Bundan sonraki süreçlerde gerek derneklerimiz aracılığı ile gerekse bireysel ve sivil toplum örgütlerimizin katkılarıyla insanlarımızın bu ödedikleri vergileri kiliseye giden havuzdan ayırıp, İslam Federasyonu havuzuna aktarılmasını sağlamak istiyoruz. En büyük çalışmalarımız arasında olan bu projenin hayata geçmesi için tüm vatandaşlarımızın ilgi göstermeleri gerekiyor ki, bizim din hizmeti adı altında ödemekte olduğumuz paralarımız kiliselere değil bize gelmesini sağlayalım. Bu anlamda tüm vatandaşlarımızın bu konuyu bilmeleri gerektiğine inanıyoruz bu nedenle bunu burada açıklıyorum” dedi.

Form doldurularak yapılan bu işlem ile ilgili genel bilgi ve dokumanlar dernekler aracılığı ile vatandaşlara iletilecektir ancak konu ile ilgili detaylı bilgi almak isteyen vatandaşlarımız İsveç İslam Federasyonu’nu veya bölgelerinde ki dernekleri arayarak bilgi edinebilirler.

Yüreklerde ve kalplerde vatan sevgisi…
Gençlerin sorunlarına dini ve ilmi olarak bakılarak masaya yatırılan konferans’ta dil ve dinin önemine dikkat çekildi.
Başbakanlık Eski Danışmanı ve IGMG Eski Genel Başanı Ali Yüksel İsveç’te doğup, yaşayan gençler için İsveç gurbetlikten çıkmış olsa da kalplerinde vatan sevgisi yattığına innandığını söyleyerek konuşmasına başladı.

28 Yıllık Almanya yaşamında sürekli, vatan özlemini çektiğini söyleyen Yüksel, “Vatanını sevmek imandandır” hadisini kaynak gösterek vatan sevgisinin önemli olduğunu söyledi.

Avrupa’da yaşayan gençlerin genel sorun ve problemlerini bildiğini, ancak İsveç’te yerel olarak ekstra yaşanan sorunların olup olmadığı hususunda da bilgi sahibi olmak için genç ve orta grup yaşlardan birer kişiye söz verip örnek aldıktan sonra, aldığı sorunlar örneği ile konuşmasına şöyle devam etti:

“İnsanlarımız memleketimizden dini, dili farklı olan bu ülkelere geldikleri vakit, birçokları içine kapanıp, buraların dillerini hemen öğrenmediler. Biraz da memleketten gelen insanlarımız çoğalınca, zaten aralarında Türkçe olarak konuştular, içinde yaşadıkları toplumun dilini örf ve kültürünü merak edip tam öğrenmediler bu nedenle de belli bir süre sonra problemler yaşamaya başladılar” dedi.

Memleketten uzak ekmeğini kazanmak için gurbetçiliğin yaşandığı her ülkede, her bireyin karşılaştığı sorunlar olduğunu dile getirerek, bu sorunların üstesinden gelebilmenin, entegrasyon adı altında asimile edilmeye çalışılan misyoner çalışmalardan korunmak ve asimile olmamak için en önemli faktörlerin dil ve din olduğunu savundu.

Yüksel, farklı toplumlarda inanç ve kültürlerin korunmasının çok önemli olduğunu, ancak Avrupa’ya göçün 50’inci yılını geride bıraktığımız sürece bakıldığında devletin göçmen olarak yolladığı vatandaşlarına sahip çıkma konusunda yeterli olmadığını ve yaşanan zorluklardan doğan hakkını şahsen helal etmediğini söyleyerek İsveç ve Avrupa’da yaşayan insanlarımızın devlet büyükleri üzerinde büyük hakları olduğunu savundu.

İyiki Federasyonlarımız, iyiki derneklerimiz var…
Yüksel, dilsel, dinsel ve kültürel değerlerin korunması noktasında yaşanan yabancı toplum içinde kurulan sivil toplum örgütlerimizin çok önemli bir görev üstlendiklerini ve bu örgütsel çalışmalarla önemli şeylerin yapıldığını dile getirerek bir anlamda derin asimilasyonun önüne geçildiği şeklinde konuştu.

Gençlerin alkol ve uyuşturucu bağımlısı olmanın en önemli farktörü aile içi problemlerin olduğu dile getirilen konuşmada; anne, baba ve ailenin, dil ve din hususunda bilgi ve birikime sahip olması gerektiğinin altı çizildi.

Gençlerin sorun ve problemlerin üstesinden gelmeleri, çıkmaza düşmemeleri için aile eğitiminin, yetiştirme tarzının ve güzel ahlakın önemi üzerinde durulan konuşmada yeni jenerasyonun işinin daha zor olduğunu burada da büyüklerin yükümlülüğü bulunduğu söylendi.

Yaklaşık iki saatlik konuşma sonunda katılımcıların soru ve görüşlerine yer verilerek, konferans çeşitli öneriler ile tamamlandı.